|
POLİSTEKİ
HAKLARINIZ
İNSANCA YAŞAMA HAKKI
İnsanca yaşama, maddi ve manevi varlığınızı koruma ve
geliştirme hakkına sahipsiniz.Size hiç kimse işkence eziyet
yapamaz; insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya size hiç
kimse işkence ve eziyet yapamaz; insan haysiyetiyle bağdaşmayan
bir cezaya veya muameleye tabi tutulamazsınız. (Anayasa:Md.17).
HÜRRİYET
Kişi hürriyeti ve güvenliğine
sahipsiniz. Bu hürriyet ve
güvenliğiniz kanunlarla
belirlenen tutuklama, göz altına
alma, ıslah evine gönderme ve
resmi müessesede gözlem altına
alınma hallerinin dışında hiç
bir kişi veya kurum tarafından
ihlal edilemez, kesintiye
uğratılamaz. Yasa tarafından
belirtilmeyen gerekçelere ve
usullere dayanılarak
özgürlüğünüz kısıtlanamaz. Bu en
tabii hakkınız, bunu sağlamak da
en önemli görevimizdir.
(Anayasa: Md.19)
TUTUKLANMA
Kanunlarla belirlenen usul ve
esaslar doğrultusunda
tutuklanmanız durumunda ;
tutuklanma sebebinin en kısa
zamanda tarafınıza bildirilmesi
, haklarınızın neler olduğunun
anlatılması ve tutuklandığınızın
yakınlarınıza bildirilmesi
zorunludur. Yakalanmanız veya
tutuklanmanız durumunda en kısa
sürede hakim önüne çıkarılmanız,
tutuklanmanız veya
yakalanmanızda kanuna uygun
olmayan bir unsurun varlığında
hemen serbest bırakılmanızı
sağlamak amacıyla yetkili bir
yargı merciine başvurma hakkına
sahipsiniz.(Anayasa: Md. 19)
ÖZEL
HAYATIN GİZLİLİĞİ
Özel hayatınıza ve aile hayatınıza saygı gösterilmesini
isteme hakkına sahipsiniz. Özel hayatınızın ve aile
hayatınızın ve aile hayatınızın gizliliğine dokunulamaz.
Kanunlarla belirlenen esaslar doğrultusunda verilen arama
kararları bu konuda bir istisnadır.(Anayasa: Md. 20)
KONUT
DOKUNULMAZLIĞI
Konut dokunulmazlığı en tabii hakkınızdır. Kanunun
açıkça gösterdiği hallerde usulüne göre verilen hakim
kararı olmadıkça, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde
ise Cumhuriyet Savcıları ve onların yardımcıları sıfatıyla
emirlerini yerine getirmeye memur olan Güvenlik Güçleri
dışında hiç kimse konutunuza giremez, arama yapamaz ve
buralardaki eşyanıza el koyamaz.(Anayasa: Md: 21)
AVUKAT
İSTEME HAKKI
Herhangi bir
suçlamayla yakalanmanız veya göz altına alınmanız
durumunda; soruşturmanın her hal ve derecesinde bir veya
birden fazla avukatın hukuki yardımından faydalanma
hakkına sahipsiniz. Zabıta amir veya memurlarınca ifade
alma işleminde ancak bir avukat bulundurabilir, sonraki
savunmalarda ise ancak üç avukat bulundurabilirsiniz.
Hangi makam veya kişi tarafından yapılırsa yapılsın,
soruşturmanın her safhasında avukatınızın sizinle
görüşmesi, ifade alma ve sorgu müddetince yanınızda
bulunup, hukuki yardımda bulunması engellenemez veya
kısıtlanamaz. Avukat seçebilecek durumda olmamanız halinde
ise baro tarafından görevlendirilecek bir avukatın hukuki
yardımından ücretsiz faydalanabilirsiniz.(CMUK Md.
135-136)
DELİL
TOPLAMA HAKKI
İfadenizin alınması veya sorgunuz
sırasında şüpheden kurtulmak gayesiyle somut delillerin
toplanmasını talep edebileceğinizin ve aleyhinize olan
şüpheleri ortadan kaldıracak delilleri ileri sürme
hakkınızın olduğunun da hatırlatılması zorunludur.(CMUK
Md. 123)
GEÇERSİZ İFADE
Alınan ifadeniz sonucu alınan
beyanınızın özgür iradenize dayanması zorunludur. Bu
iradenizi baskı altına alarak, kötü davranma, işkence,
zorla ilaç verme, yorma, aldatma, bedensel cebir ve
şiddette bulunma, bazı araçlar uygulama gibi iradeyi bozan
bedeni veya ruhi müdahale yapılamaz. Kanuna aykırı menfaat
vaad edilemez.Bu tür yasak yöntemlerle elde edilen
ifadeleriniz rızanız olsa dahi delil olarak
değerlendirilemez.(CMUK Md. 135)
SUSMA
HAKKI
Zabıta amir ve memurları ile
Cumhuriyet Savcısı Tarafından İfade alma ve hakim
tarafından sorguya çekilmede; ne ile suçlandığınızın
açıkça belirtilmesi, isnat edilen suçlamayla ilgili olarak
açıklamada bulunmamanızın (yani susmanızın) kanuni
haklarınızdan olduğunun hatırlatılması da zorunludur.(CMUK
Md. 135)
ÖDEVLERİMİZ
"Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma,
ailesine ve diğer kişilere karşı
ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder" (Anayasa: Md.
12/2)
HAK
VE HUKUK NEDİR?
Hak kavramı, hukukun temel kavramlarından birisidir. Hak,
adalete ve doğruluğa saygıyı temel alan bir ahlak ilkesidir.
"Kişiye hukuk düzeni tarafından tanınmış yetki, özgürlük,
olanak" şeklinde de tanımlanabilir.
Kısaca hatırlayalım;
Adalet: Kısaca, haklılık ve
hakka uygunluktur. Öznel anlamda adalet herkesin hakkını tanıma
konusunda değişmez ve kesin istektir. Nesnel anlamda adalet,
karşıt çıkarlar arasında hakka (hukuka) uygun bir denkliktir.
Hukuk: İnsan
topluluklarında kişiler arasındaki ya da kişilerle devlet
arasındaki ilişkileri düzenleyen ve uyulması devletin yaptırım
gücüyle sağlanmış bulunan izin verici, düzenleyici ve
yasaklayıcı davranış kurallarının bütününe "hukuk" adı verilir.
Haklar, hukuk düzeninde çok çeşitli görünümlerde ortaya çıkar;O
Yurttaşların devlete karşı sahip oldukları haklar var. Anayasa,
özellikle ikinci kısmında, "temel haklar ve ödevler" başlığı
altında, kişilere bu nitelikte haklar tanımış bulunuyor.
Anayasa, Madde 12/1 hükmüne göre, "Herkes, kişiliğine bağlı,
dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere
sahiptir."
Bu haklar, yaşama hakkı, kişi
dokunulmazlığı, düşünme ve inanç özgürlüğü, özel hayatın
korunması, seyahat ve yerleşme özgürlüğü gibi kişisel; ailenin
korunması, çalışma ve sözleşme özgürlüğü, sosyal güvenlik hakkı,
öğrenimin sağlanması gibi sosyal ve ekonomik; vatandaşlık, seçme
ve seçilme hakları, dilekçe hakkı, kamu hizmetlerine katılma
hakkı gibi siyasal nitelikte haklardır.
Bunlar dışında da, özel hukuktan doğan,
kişilerin birbirlerine karşı sahip oldukları haklar mevcuttur.
Toplumsal yaşantının ortaya çıkardığı ve bireyler arasında
oluşan ilişkiler çok çeşitli görünümlerde olduğu için, bunlar da
farklı biçimlerde ortaya çıkar.
-
"Mülkiyet
hakkı" gibi, şeyler üzerinde sahibine bir tür egemenlik durumu
yaratan ve herkese karşı ileri sürülebilen yetkiler söz
konusudur.
-
Alacak hakları"
gibi, yalnızca borçlusuna karşı ileri sürülebilen yetkiler
vardır.
-
Hukuk düzeni;
"fikir ve sanat ürünleri üzerindeki haklar", "ihtira ve icatlar
üzerindeki haklar" ya da "ticari ad ve işaretler üzerindeki
haklar" gibi, insan zekâ ve düşüncesinin yarattığı ürünler
üzerinde yaratıcılarına yetkiler tanımıştır.
-
Kişilerin
yaşamı, sağlığı, vücut bütünlüğü, sırlan, özel hayatı,
haberleşmeleri, şeref ve haysiyeti, bilimsel ve mesleki kimliği,
mali itibarı, toplum içindeki yeri gibi hususlardan oluşan
maddi, manevi hatta ekonomik varlıkları üzerindeki egemen
durumlarından kaynaklanan, kendi "kişilik üzerindeki hakları"
vardır.
-
"Velayet" ya da
"vesayet" gibi, genellikle aile içi yetkilerden doğan
"başkasının kişiliği üzerindeki haklar" da mevcuttur.
Devlete karşı haklar anayasayla hukuk düzeni tarafından tanınmış
haklardır. Özel hukuktaki haklar, bir talanı hukuki işlemlerle
tanınır ve kazanılır. Örneğin mülkiyet hakkı için öncelikle o
hakka konu olacak şeyin (satın alma, bağışlanma ya da miras gibi
yollarla) hukuka uygun bir şekilde kişiye geçmesi gerekir. Alacak
hakkı için kişiler arasında bir sözleşme, bir akit, bir anlaşma,
bir kontrat bulunmalıdır. Özel hukuktaki hakların sona erdirilmesi
kişinin kendi iradesine bağlıdır. Ne var ki, ülkemizin tarihi
gelişmesi nedeniyle olsa gerek, Medeni Kanun'un 23. maddesi şunu
öngörür:
"Kimse medeni haklardan ve onları kullanmaktan kısmen olsun
feragat edemez." 
HAKKIMIZI
ARARKEN
ANAYASA MADDE 36:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı
mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma adil
yargılanma hakkına sahiptir." Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Hakkının
ihlal edildiğini, hukuka aykırı bir eylem ya da işlemle karşı
karşıya kaldığını düşünen veya iddia eden her kişi hakkını
aramakta özgürdür. Ülkemizin hukuk sisteminde bu yollar yargı ve
yasama organlarına yapılacak bir takım başvurular şeklinde
düzenlenmiştir.
Bir hukuki
anlaşmazlık oluştuğunda sorunun çözümü için yargı mercilerine,
yani mahkemelere başvururuz. Ülkemizde yürürlükte olan hukuk
sistemine göre, kişiler arasındaki davalar ile yurttaş-devlet
arasındaki davalara ayrı yargı yerlerinde ayrı usullerle bakılır.
Buna göre, bir yanda genel yargı adı da verilen adli yargı, öte
yanda da taraflardan en az birinin "devlet" olduğu idari yargı
mevcuttur.
Türk hukuk sisteminde
haklarımızı aşağıdaki yollarla arayabiliriz:
|
YARGI
YOLUNA BAŞVURU
|
|
DİĞER
KİŞİLERE KARŞI
|
İDAREYE
(DEVLETE) KARŞI
|
|
Hukuk Mahkemeleri |
İdare ve
Vergi Mahkemeleri |
|
Ceza Mahkemeleri |
Danıştay |
|
YASAMA
ORGANINA BAŞVURU
|
|
Dilekçe
Hakkı |

MAHKEMESİZ
ÇÖZEBİLİR MİYİZ?
Komşumuza, ev sahibimize ya da kiracımıza, eşimize, işverenimize
ya da işgörenimize dava açmadan anlaşmazlıkları sağduyu temelinde
çözmek amacıyla yeterli çaba gösterip göstermediğimizi kendimize
sormakta yarar var. Böyle yaparsak zamandan, stresten ve paradan
(mahkeme, avukat masraf demek değil midir?) tasarruf etme
ihtimalini elimizin tersiyle itmemiş oluruz. Sözgelimi şunları
yapabiliriz:
-
İletişim
kurmak: Sorunun karşı tarafındaki özel ya da tüzel kişiyle
iletişim kurmaya çalışabiliriz. Bu görüşmede kendimizi ifade
etmeye ve karşı tarafı dinlemeye özen göstermemiz, konunun
karşılıklı olarak enine boyuna ele alınması, olayın mahkemeye
dökülmeden de çözülmesine yardımcı olabilir.
-
Sorunları
ertelememek: Bir sorun çıktığında canımız sıkılabilir. Olayın
üzerine gitmek yerine zamana bırakmaya eğilim gösteririz. Oysa
ertelenen sorunlar katlanarak büyümez mi?
-
Mantıklı çözüm
önermek: Sorunla ilgili olarak herhangi bir kişi ya da kurumla
ilişkiye geçmeden önce söz konusu çatışmanın nasıl çözümlenmesi
gerektiği üzerine düşünebiliriz. Duygularımıza gem vurup
mantığımızı işletirsek, her iki tarafı da kazançlı çıkartacak
çözümler üretebiliriz.
-
Nezaketi elden
bırakmamak: Bağırıp çağırma, suçlama, hakaret etme, ağıza geleni
söyleme hiçbir sorunu çözmez. Tam tersine, durumun daha da
berbat bir hale gelmesine yol açar. Kendimizi ve çözüm önerimizi
sakin ve nazik bir dille ifade ettiğimizde işin mahkemeye
dökülmesi gerekmeyebilir de...
-
Kanıtlamak:
Sorunun açıklığa kavuşmasını sağlayan ve talep ettiğimiz çözümü
kanıtlayan her türlü belgeyi saklamakta yarar vardır. Kira
kontratlarını, sözleşmeleri, garanti belgelerini, her türlü
makbuz ve faturayı, hasarla ilgili fotoğrafları saklamışsak
mahkemeye gitmeden çözümler üretebiliriz.
-
Kayıt tutmak:
Sorunumuzla ilgili herhangi birisiyle görüştüğümüzde, adını, ne
zaman ve nerede görüştüğümüzü ve neler konuştuğumuzu bir yere
kaydetmek yararlı olabilir, iletişimi mektupla sürdürüyorsak,
dosyamıza kopyasını koymak; haklılığımızı destekleyecek belgenin
orijinalini muhafaza edip fotokopisini göndermek gibi
önlemler-Allah göstermesin-iş ileride mahkemeye düşerse, işimize
yarar.
-
Anlaşmayı
yazılı hale getirmek: Sorunumuzu çözmeyi başarırsak ve bulunan
çözümün kâğıda dökülmesi yararlı olmaz mı? Anlaşmayı yazılı hale
getirip taraf sayısı kadar orijinal kopya hazırlamak, herkesin
imzalamasını sağlamak, olanaklı ise bu işlemi bir noter
huzurunda gerçekleştirmek sadece bizi değil, karşı tarafı da
rahatlatır. 
DAVA
NASIL AÇILIR?
Dava, dava dilekçesiyle (arzuhal) açılır. Mahkemede dava açan
tarafa davacı kendisine dava açılan kişiye de davalı denir. Bu
taraflardan birisi olan kişinin dava ehliyetine sahip olması
gerekir.; bu, kendiniz ya da vekiliniz (avukatınız) aracılığıyla
davacı ya da davalı olarak bir davanın gerektirdiği işlemleri
yapabilme yeteneği olarak tanımlanıyor.
Örnek Dava Dilekçesi:
|
SAKARYA ASLİYE HUKUK
MAHKEMESİNE
Davacı: Kader YILDIZ
Adres : (Örneğin: Arabacı Alanı Mah. Demir Sk. No:289
Adapazarı/SAKARYA )
Davalı : İhsan YILDIZ
Adresi : (Örneğin: Arabacı Alanı Mah. Demir Sk. No:289
Adapazarı/SAKARYA)
Talep Konusu: Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmaya,
küçük kızım Ceren'in velayetinin tarafıma verilmesine, Ceren
için aylık 150.000.000 (Yüzelli Milyon) TL, benim için
200.000.000 (İkiyüz Milyon) TL olmak üzere, aylık toplam
350.000.000 (Üçyüzelli Milyon) TL nafaka ödenmesine karar
verilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR:
1. Davalı eşimle 27.09.1992 tarihinde evlendik. Bu
evlilikten 29.08.1993 tarihinde kızımız Ceren dünyaya geldi.
2. Son yıllarda eşimden kaynaklanan fikri ve ruhi
anlaşmazlık giderek büyümüş, tüm çabalarıma rağmen evlilik
birliğinin sürmesi imkânsız hale gelmiştir. Aramızdaki duygusal
bağ koptuğu gibi, evliliğin devamını sağlayacak hiçbir neden
kalmamıştır. Her bir araya gelişimiz ciddi tartışma ve kavgalara
neden olmaktadır. Eşimin bana karşı olan soğukluğu, ilgisizliği,
yükümlülüklerini yerine getiremeyişi nedeniyle,evliliğin devamı
mümkün değildir.
3. Müşterek çocuğumuz Ceren benim yanımdadır. Yaşının
küçüklüğü, anne şefkatine olan ihtiyacı dikkate alınarak çocuğun
velayetinin tarafıma verilmesini talep ediyorum.
4. Eşimin ekonomik durumu iyidir. Ben ise çalışmamaktayım.
Bu hususlar dikkate alınarak aylık 200.000.000 TL tarafıma,
aylık 150.000.000 TL Ceren' e olmak üzere aylık toplam
350.000.000 TL nafaka talep etmekteyim.
DELİLLER: Nüfus kaydı, tanıklar, her türlü delil.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda sunulan nedenlerle
boşanmamıza, çocuğumuz Ceren' in velayetinin tarafıma
verilmesine, dava tarihinden itibaren Ceren için aylık
150.000.000 TL, benim için aylık 200.000.000 TL olmak üzere
aylık 350.000.000 TL tedbir nafakası tayinine, bu nafakaların
boşanma kararından sonra, iştirak ve yoksulluk nafakası olarak
devamına, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar
verilmesini arz ve talep ederim.
Saygılarımla
16.01.2003
Davacı
Kader YILDIZ
Nüfus Kaydı: Nüfus kâğıdında yazılı bilgiler belirtilecek
|
Dilekçenin mahkeme kalemine kaydı tarihinde dava açılmış sayılır.
Dava açılırken belirli bir harç ödenir, iki türlü harç vardır:
Başvurma harcı ile karar ve ilam harcı. Başvurma harçları zamanla
artsa da, miktarı bellidir. Karar ve ilam harçları ise davanın
değerine göre belirlenir. Eğer davacıysanız başvurma harcının ya
da karar ve ilam harcının dörtte birini davayı açarken ödemek
zorundasınız. Dilekçeyi veren ve başvuru harcını ödeyen davacı
olarak aynı zamanda dilekçenin davalıya iletilmesi için gereken
posta ücretini vermeyi de unutmamak gerekiyor.
İDARİ
MAHKEMELER
Haksız yere başka bir yere atanan bir memursunuz; polisin kestiği
trafik cezasını haksız buluyorsunuz; dükkânınıza ruhsat
verilmemesi işleminin yasal olmadığını düşünüyorsunuz; arazinizin
kamulaştırılmasına karşı çıkmak istiyorsunuz... Bu durumlarda
idareye karşı idare Mahkemeleri'nde dava açabilirsiniz. Ancak dava
yoluna gitmeden önce îdareye başvurarak işlemin kaldırılması, geri
alınması, değiştirilmesi ya da yeni bir işlemin yapılması için
haksız işlemin size yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren
60 gün içinde talepte bulunmayı ihmal etmeyin.
Davayı açmadan önce haksız uygulamayı kaldırmak için işlemi yapan
ya da yapmaktan kaçınan makamın bir üstüne başvurmak gerekir.
Kaymakamlık ise, valiliğe, valilik ise içişleri Bakanlığı'na
gibi... Belediye gibi üst makamı olmayan kurumlar söz konusuysa,
yine o makama başvurmak gerekiyor.
İdari davalarda duruşma ender olarak yapılır.
Mahkeme davayı dosya üzerinde görür. Dosyanızın tam olması ve
kanıtların iddianızı kesin bir şekilde desteklemesi hem sizin
talebinizin geçerlilik kazanması hem de mahkemenin uzamaması
açısından yararlı olur.
-
Bir idari
işlemin hukuksal olarak ortadan kalkmasını istiyorsanız iptal
davası açmalısınız. 60 gün içinde haksız işlemi yapan idari
merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesine başvurmanız
gerekiyor. Taşınmaz mallara ilişkin davalara bakacak yetkili
mahkeme, bu taşınmaz malların bulunduğu yerin bağlı olduğu idare
mahkemesidir.
-
Dava açsanız
bile idarenin yapmış olduğu işlem yürümeye devam eder. Dava
açılması sizin haksız bulduğunuz işlemi otomatik olarak
durdurmaz, işlem ancak mahkemenin vereceği YÜRÜTMENİN
DURDURULMASI kararıyla sona erdirilir. Eğer menfaatinize: veren
işlemin derhal durdurulmasını istiyorsanız, dava dilekçesi sağ
üst köşesine "yürütmeyi durdurma istemlidir" ibaresini
koymalısınız. Şunu unutmayın: Mahkemenin yürütmeyi durdurma
karan vermesi için: a) dava konusu işlem açıkça hukuka aykırı
olmalıdır; b) bu işlem yüzünden telafisi güç, hatta imkânsız bir
zararın oluşmakta olduğu açıkça kanıtlanmalıdır.
-
Bu kararın
aleyhine 7 gün içinde Bölge idare Mahkemesi'ne itiraz
edebilirsiniz. Bölge idare Mahkemesi'nin karan kesindir.
Not:
İdareye açılan davalar sürelidir. İdari
işlemin size bildirildiği tarihten itibaren 60 gün içinde size
herhangi bir yanıt gelmemişse, talebiniz reddedilmiş anlamına
gelir. Dava açma süresi yeniden başlar. 
ŞİKAYET
VE DİLEKÇE HAKKI
ANAYASA MADDE 74:
Vatandaşlar karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye'de
kendileri veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında
yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yazı ile
başvurma hakkına sahiptir.Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu
gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.Bu
hakkın kullanılma biçimi kanunla düzenlenmiştir. (Anayasa
Hukuku'na göre sınırlama bir hak ve özgürlüğün kullanılmasını
önlemek amacıyla, düzenleme ise bir hak ve özgürlükten
yararlandırma amacıyla yapılır.)Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.
Şikâyet ve dilekçe hakkı yurttaş olarak yasama organına başvurma
hakkıdır; dilek veya şikâyet biçiminde gerçekleştirilir ve temsili
hükümet sisteminin gerçekleştirilmesini sağlayan bir yoldur.
Anayasa
Hukuku'na göre sınırlama bir hak ve özgürlüğün kullanılmasını
önlemek amacıyla, düzenleme ise bir hak ve özgürlükten
yararlandırma amacıyla yapılır.
Şikâyet
niteliğindeki başvurular bir kişinin ya da kamunun çıkarlarını
zedeleyen veya hukuk düzenindeki bir aksaklığı ortaya koyan bir
durumla ilgili oldukları için, konulan da ister istemez sınırlı
olmak durumundadır. [Savcılıklara hitaben Şikâyet Dilekçesi
örneğine bakınız]
Dilek niteliğindeki başvurular bir ya da birden
fazla kişinin kendilerini veya kamuyu ilgilendiren konularda
alınması gereken önlem ya da istekleri dile getirmeleri ve siyasal
içerikli olmaları nedeniyle sınırlı değildir; ancak düzenlenebilir
niteliklidir.
Bu yasal haklarla ilgili
işlemler 1984 tarihli ve 3071 sayılı "Dilekçe Hakkının
Kullanılmasına Dair Kanun'la düzenlenmiştir.
Dilekçe Nasıl Yazılır?
Postane,
belediye, karakol, sular idaresi ve benzerlerinden hangisine
başvurursak başvuralım, bizden bir dilekçe vermemiz istenir. Peki,
dilekçe nasıl yazılır? Dilekçede nelerin yer alması gerekir?
Dilekçeye ilk önce hangi kuruma yazılacaksa, o kurumun tam adı,
bulunduğu il ve ilçe başlık olarak yazılmalıdır. Biraz boşluk
bıraktıktan sonra, dilekçenin konusu özet olarak ancak eksiksiz
yer almalıdır. Bundan sonra da o kurumdan neyi talep ediyorsak, o
talep açık ve net olarak belirtilmelidir. Dilekçeye mutlaka tarih
konulmalı, ad-soyad belirtilmeli ve altı imzalanmalıdır. Adres
yazmayı sakın unutmayın. Ayrıca dilekçeye eklenecek belgeler
varsa, bu belgelerin de dilekçenin arkasına konulması, bunların
neler olduğunun da dilekçenin altına konulacak ekler bölümünde
belirtilmesi gerekir.
Örnek:
|
...............TÜRK TELEKOM A.Ş. MÜDÜRLÜĞÜ'NE
.............................................................................SAKARYA
,
Adıma
kayıtlı olan 0264-450 50 65 No.lu telefonumun kurulu
bulunduğu adres Hacıoğlu Mh. 78. Sk. No.12/2 Erenler' dir.
Başka bir adrese taşınmam nedeniyle telefonumun yeni adresim
olan Patates Hali 93 Sk. Karlı Apt.Kat:4 Da:8 Erenler
adresine naklini talep ederim. .../.../.....
Saygılarımla
Ek: Nüfus
cüzdanı fotokopisi Borcu yoktur yazısı. |

EĞİTİM
VE ÖĞRENİM HAKKI
Kişinin yaşama etkin bir biçimde uyum sağlayabilmesi için gerekli
genel bilgileri edinmesine ve mantık yürütme-hüküm verme
yeteneklerini kazanmasına eğitim; toplumun okul ve benzeri türde
örgütlenmiş kurumlarında yapılan eğitime ise öğrenim denir. Eğitim
ayrıca bir kimsenin herhangi bir faaliyet alanında yetiştirilmesi,
bu alanla ilgili ahlaki, kültürel, entelektüel ya da teknik
bilgilerin bütünüdür.
ANAYASA MADDE 42:
Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun
bırakılamaz, ilköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için
zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır. Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası.
Bilgi Çağına girerken, eğitim ve öğrenim daha da önem kazandı. Hem
kendimizin, hem ailemizin, hem de ülkemizin geleceği aldığımız ve
verdiğimiz eğitim ve öğrenimin düzeyine göre şekillenecek. Bütün
dünya şimdi kendisini sürekli "öğrenen kişi", "öğrenen örgüt",
"öğrenen toplum" haline getirmeye çabalıyor. Bu bizim için de
geçerli.
Milli Eğitim Bakanlığı
ülkemizdeki eğitimin amacını şöyle belirlemiş: "En değerli
kaynağımız olan insan gücünü Atatürk ilke ve inkılâplarına
gönülden bağlı, ulusal değerleri benimsemiş, ülkesine karşı görev
ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş,
insan haklarına saygılı, demokrasiyi özümsemiş yurttaşlar olarak
yetiştirmek, ayrıca onları kendilerinin ve toplumun mutluluğuna
katkıda bulunacak bir meslek sahibi olarak yetişmelerini
sağlayarak geleceğe hazırlamak."

TOPLANTI
VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ DÜZENLEME
İfade özgürlüğünün kullanılması şekillerinden birisidir.
Yurttaşlar olarak milli bayramlarımızı kutlamak, çevreyle ilgili
özel günlerde görüşlerimizi yaymak, İdarenin kimi uygulamalarını
eleştirmek, seçim öncesinde üyesi olduğumuz siyasal partiye yandaş
kazanmak gibi çok değişik amaçlarla toplantı ya da gösteri
yürüyüşleri düzenleriz.
ANAYASA MADDE 34:
Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, milli güvenlik, kamu
düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel
ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması
amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılması da
uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
ESKİ
KANUNA GÖRE
Bir toplantı veya yürüyüş düzenlemeyi düşünüyorsanız öncelikle, en
az yedi kişiden oluşan bir düzenleme kurulu oluşturup aranızdan
birini de başkan seçmelisiniz. Yasaya göre düzenleme kurulu
üyeleri:
-
21 yaşını
doldurmuş,
-
Medeni haklan
kullanma ehliyetine sahip,
-
Toplantının
düzenleneceği yerde sürekli ikametgâhı olan,
-
Hakkında
soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi izne bağlı kimselerden
olmayan (yani, örneğin devlet memuruysanız düzenleme kurulu
üyesi olamıyorsunuz),
Bildirimde Yer
Alması Gerekli Öğeler
-
Toplantı veya
yürüyüşün amacı,o Toplantı veya yürüyüşün yapılacağı yer, gün,
başlayış ve bitiş saatleri,
-
Yürüyüşe
başlamak için toplanma yeri, izlenecek yol ve dağılma yeri,
-
Düzenleme
kurulu üyelerinin açık kimlikleri, meslekleri, ikametgâhları ve
ya varsa çalışma yerleri,
-
Tüm düzenleme
kurulu üyelerinin imzalan.
Toplantı veya yürüyüş düzenlemeye hem mekân hem de zaman açısından
kurallar konulmuştur. Valilik ve kaymakamlıkların bu amaçla daha
önceden belirleyip ilan ettiği alan veya yollardan birini
kullanmak gerekir. Ayrıca yasaya göre (Toplantı ve Gösteri
Yürüyüşleri Kanunun 7. maddesi) "toplantı ve yürüyüşlere, bu
amaçla toplanmalara güneş doğmadan önce başlanamaz." Açık yerdeki
toplantı ve yürüyüşler güneşin batışından bir saat önceye, kapalı
yerlerdeki toplantılar saat 23:00'a kadar sürebilir. Bu arada
içişleri bakanlığı, valilik ya da kaymakamlık bazı şartların
gerçekleşmesi koşuluna bağlı olarak, toplantı ve yürüyüşleri bazı
hallerde 30 gün, bazı hallerde 2 ayı geçmeyecek şekilde erteleme
yetkisine sahiptir. Bu merciler kimi durumlarda da tüm toplantı ve
yürüyüşleri 3 ayı geçmeyecek bir süreyle yasaklayabilirler.
SAVCILIĞA
ŞİKAYET DİLEKÇESİ
Size yönelik bir eylemin ya da hak ihlalinin
Ceza Hukuku açısından bir suç oluşturduğunu düşünüyorsanız, suçun
gerçekleştiği yer savcılığına bir dilekçeyle baş vurabilirsiniz.
Örneğin eylem Kadıköy ilçesi sınırlan içinde gerçekleşmişse,
Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı'na başvurmak gerekir.
Savcılığa
yazılacak dilekçede dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:
-
Hangi savcılığa
başvuruluyorsa, o savcılığın adı başlık olarak konulmalıdır.
-
Eylemden zarar
gören şikâyetçi ya da şikâyetçilerin ad ve adresleri yazılmalıdır.
-
Suç tarihi yer almalıdır
-
Olaylar başlığı altında suça konu olan olay kısa, öz ve mümkünse
sıra takip edecek şekilde anlatılmalıdır.
-
Deliller başlığı altında şikâyeti kanıtlayan tüm deliller
bildirilmeli; elde hazır bulunan belge, varsa tutanak gibi yazılı
deliller şikâyet dilekçesine eklenmelidir. Olayın tanıkları varsa,
bunların ad ve adresleri de belirtilmelidir.
-
Kamu davası açılması talebi, dilekçenin sonuç bölümünde dile
getirilmelidir. 
|